28 Eylül 2018 Cuma

Sabır, Merhamet, Metanet - #didemingozunden


Üç hafta önce, "nasıl sabrederiz?" diye düşündüm ve inanmadığım halde "sabredeceğiz!" diye düşünmüştüm; 


Dedemin ağırlaşan sağlık durumu tablosu için; nasıl yapar ederiz de, sabrederiz böylesine diye düşünmüştüm Antalya'ya gelmeden öncesinde. Dedemin artık iyileşemeyeceğini bilerek, günleri geçirmek çok zor gelmişti. Ama başa gelen çekilirmiş, Allahım dayanabileceğimize kanaat getirmiş dedik ve şükür ki sabrettik.

Varolana sabretmeyi, varolan duruma uyum sağlamaktan da zormuş... En sabredemediğim, içinde bulunmadığım durumları beklerken gösteremediğim sakin hal ve tavırmış meğer; son iki ayda bunu çok iyi anladım ve kendime bazı notlar edindim...

İçinde bulunacağım durumun zorluğuna ve olur mu olmazlarına, daha başlamadan sıkıntılanmamaya çalışacağım!

Sabretmeye kendimi ne kadar alıştırırsam ve "ya yapamazsak!"ı düşüneceğime, ne kadar sabredebileceğime kendimi inandırırsam; daha iyi başa çıkabilirmişim, korkularımla ve kendi oluşturduğum çıkmazlarımla...

Sabır meyvesini kalbimizi sıkıştırarak alabileceğimiz bir şey değilmiş. Sabır, beklediğimiz ve varlığını an'ı geldiğinde umursamayı görev bildiğimiz zaman; müthiş bir kurtarıcımız imiş...


"Bazı İnsanlar Merhametli" diye düşündüm geçtiğimiz hafta;

Yüzeyde bir garip sertlik olan, kiminin içinde öyle bir merhamet var ki! Biz sanıyoruz ki, sert katı ve merhametsizler. Oysa öyle olmadığını, kaybettiği ve kıymetini anlama zamanı geldiğinde anlıyoruz. Yanında isek ne mutlu, ya da içerisinden o güzelliği dışarıya aktartabilirsek ne güzel...

Ama küçüklüğünde acı yaşamış çoğu kişi, merhametini saklıyor gördüğüm kadarıyla. Merhameti öyle derinlere itiyor ki, kimisi varlığını unutuyor; kimisi için de iyi kötü bir etken çıkmasını beklemesi gerekiyor..

Velhasıl; ben merhametini eksik sandığım çoğu sert mizaca sahip insanın, bir sebepten merhametini ve sever yanını unutmayı tercih ettiğini görür oldum. Merhametini gösterirse, yine yara alacak biliyor kendisini; merhametini gösterirse yine esas insan yerine koyulmayacak sanıyor... Nereye bağlayacağım, tabii ki çocukluğa! Çocuklarınıza "çocuk o" demeden davranın, mutluluğunu ve alması gereken sevgiyi umursamadığınız her çocuk; ileride merhametsiz görünmeye ve merhametsiz olmaya hazır bir makineye dönüşüyor çünkü...


Ve bu hafta "Metanetli" olmak ağır geldi;




Dedemi kaybettik 22 Eylül 2018'de, Yıllar Geçerken adlı bloğumda "Dedem..." diye yazısını yazmıştım. Onu özlüyorum şimdi ve her ne kadar kuşak çatışması da yaptıysak sağlığında, şimdi o anları bile arıyorum kendisinin evinde...

Kimi insan değişmiyor, büyüklerimiz özellikle; bazen ağır şekilde çocuk olabiliyor ya da değişmez kabul edilmesi gereken tavırlarda olabiliyorlar. Dedem de böyle biri idi ama kötü bir insan değil, iyi bir insan idi. Huysuzdu, eski kafalı idi belki ama benim ailesine akrabalarına ve tüm sevdiklerine yardımcı olmaya her zaman hazır canım dedemdi...

Annemi ilk defa bu kadar yakın birini kaybetmiş halde gördüm dedemi kaybetmemiz ile... Daha önce anneannemi kaybettiğimizde, günler sonra öğrenmiş ve annemi de o süreçlerin sonrasında görmüştüm. Her türlü fena, ne anne ne de baba kaybının acısı geçmiyormuş; bunu anneannemi kaybettiğimizden sonra annemden biliyorum ama birebir bir kayıp yaşayıp ardına görmek başka imiş...

Annemi 22.09.2018 günü, sabah hastaneden eve geldiklerinde gördüğümde; saat 8 idi. Gözümü açıp uyandığımda saate bakmıştım, dedemden iyi haber beklemiyorduk artık o gece uyurken ama yine de insan garip oluyormuş ölümü beklerken... Herkes hastanede kalmıştı o gece; yengem, kuzenim İncim ve Merom ile ben hariç... O sabah gözümü açtığımda, ilk gördüğüm Merom oldu. Eğer dedem vefat ederse izin alacaktı o sabah, ya daha işe gitme saati gelmediyse diye saate bakmıştım ve saat 8'di! İlk defa bir saate bakıp, bir yakınımın öldüğünü öğrendim. Meryem "Anne" dedi kapıya doğru dönüp; yengemin annesi, ablası ve annem kapıya geldiler. Yattığım yerde gelip beni sırayla öptüler; "Metanetli ol kızım, çok acı çekiyordu biliyorsun!", "Kendi sağlığını da, anneni de düşün yavrum!"...

Ve annem: beni gördüğü gibi suratında, hayatındaki en acı şeyi yemişçesine bir ne hissedeceğini bilemezlikle beraber baktı yüzüme... Sadece elimde yanıma çağırdım ve yatakta uzandığım halimle sarıldı bana. Sarsılarak ağladığında, metanetli olmaya uğraştım. İçim paramparça, dışım metanetli idi. Anladım, bazen hiçbir şekilde metanetli olamadığımızdı...

Beklense de ölüm, kabullenilemiyor maalesef ki! Hiçbir kaçarı yok; bazı anlar metanetin de, kendine hakim olmanın da bir kıymeti yok. Kaybettiğin geri gelmiyor ama ağlamazsan da acı seni yıkıp geçebiliyor... Allahım bir daha kimseye acı çektirmesin dedem gibi. Allahım bir daha beklendik beklenmedik, bizi böyle kayıplarla sınamasın diliyorum! Diliyorum ki, metanete ihtiyaç duymayalım bir daha... Annemi ve tüm sevdiklerimi ağlıyorken görmeyeyim ve yüreğim gideremediğim acılarla çevrelenmesin.

Dedemin ve tüm ölmüşlerimizin ruhu, Cuma gününün yüzü suyu hürmetine huzur bulsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder