10 Mart 2017 Cuma

Sosyal Medyanın Güçlü Kadınları


Sözünü vermiştim şu yazımda, takip etmekten çok hoşlandığım ve kendime bazı konularda örnek almak istediğim "Azim, güç ve hep yeniden başlayabilme çabalarıyla" günümüzün dünyası "Sosyal Medyamın güçlü kadınlarından" bahsedecektim.

Kimi anne, kimi aktivist, kimi gençlere ve yenilmeye hazır gönüllere hep ayağa kalkmayı öğütleyebilen bilinçte (bazıları bazen bunu fark etmese de); kimi komedyen, kimi deneyimleriyle ve yanlışlarıyla esas olanı anlatmaya çalışan kadın kişiliklerimiz... 8 Mart'a özel değil, kadınlarımızın konuşulması her an gereken kişiler olduğundan ötürü bu yazım. Sevgilerimle, iyi okumalar dilerim... :)


(Bu Resim, Google Görsellerden Alıntıdır.)


Ben onlara "Sosyal Medyanın Güçlü Kadınları" demeyi tercih ettim bu yazımda;

Lise yıllarımdan beri takip ettiğim bir blogger var, Sergül Kato. Birçok yazımda da bahsetmişimdir, bir diğer bloğum Yıllar Geçerken'de... Yolun Neresindeyim adlı bir blog sahibi, Sökeli Türk Blogger ve Vlogger kendisi. Çoğu kişi onun Japon olan eşi Yoshi abi ile evli olmasından ötürü takip ediyor, başta bende öyle takip ediyordum kültür öğretileri liseden beri hep hoşuma gidiyor çünkü. Ama ben hem kültür değişikliklerini, hem yazı dilini, hem de kitap ve kırtasiyeye olan sevgisini takip etmeyi öyle benimsedim ve öyle seviyorum ki; yıllardır takip etmekten sıkılmadığım bloggerlardan biri oldu hayatımda kendisi...

Bir o kadar da gezemediğim göremediğim yerleri onun kamerasından ve yazılarından çıkan hikayelerle okumayı seviyorum resmen... Çok güçlü bir kadın Sergül abla, neden biliyor musunuz; Japonya'da yıllardır tek başına olmuşluğundan bazen yazılarının bazı yerlerinde ufaktan şikayet etse de, ayakta durmak için hep yeniden başlamaya cesareti ve azmi var. Ben böyle kadınları çok seviyorum ve her gördüğümde maşallah diyorum. Japonya'da dil eğitimi alıyor şu sıra, oranın dilini daha iyi konuşabilmek ve kendini daha çok geliştirebilmek için. Helal olsun, kendini geliştirebilme azmine ve kararlılığına. Hep sürsün inşallah... O yolun neresinde olursa, biz de yol arkadaşları olarak dualarımızla onunlayız; iyi ki yazıyorsun Sergül abla... :)

Bilgen Tolis var, belki de ilk youtuber'lardan diyebileceğimiz Amerika'da evlenmiş ve orada yaşayan bir Türk kendisi. Candan kişilikler olunca izleniyor belki de diyor insan onu izledikçe, içten buluyorum Bilgen ablayı da... Şimdilerde anne oldu kendisi ama ben epeydir izleyemediğim için, nasıl gidiyor hayatı bilmiyorum ama İnstagram'ından takip etmeye devam ediyorum kendisini..

Çok sık takip etmediğim ama sporcu kişiliğini ve azmini takdir ettiğim biri daha var; Melis Limes. Özgün kişiliği ve konuşma dili o kadar sevimli ki. O da yurtdışında evli bir bayan. Kadın olmanın verdiği, kendine bakma gücünü hayatından eksik etmeyişi ile çok güzel bir örnek oluyor. Kim der evli bir bayan? Bilgen abla, Sergül abla ve Melis abla için de durum böyle... 3ü aynı kategoride benim için, zira 3ü de taa eski zamanlardan beri takip ettiğim ve bizden biri olmuş ilk kişiler benim için... :)


Anne olmasam da yeğenim var diye takip ettiğim ve oyun önerilerini ve çocuk psikolojisine dair deneyimlerini sunan Sosyal Medya kullanan güçlü kadınlarım var bir de;

Facebook-Youtube ve İnstagram hesaplarıyla takip ettiğim Gurbetçi Ailenin Günlük Hayatı. Facebook sayfasından diğer hesaplarına da ulaşılabiliyor, Tuğba Altınışık ve ailesinin hayatını paylaştığı sosyal medya hesaplarına; Gurbetçi Aile hesaplarının ismi. Hollanda'da yaşıyor olmaları, ayrı bir kültürü ayrı dillerle ve doğru yaşayış biçimini aktarabildiğini düşündüğüm kibar ve güçlü bir Kadın Tuğba abla. İki tane dünya tatlısı evladı var; Melis ve Mert. Çok çocuklu hayatı, küçüklüğümden beri benimsemiş ve olmasını istemişimdir. Henüz öyle bir hayalimi gerçekleştirebilecek kapasitede değilim, sağlığım sebebiyle. Ama Tuğba ablayı izlemek, iyi geliyor o hayallerimi büyüten tarafıma... Ara sıra korkutuyor bu Youtube dünyasını bırakacağını söyleyip ama umarım kendisinden mahrum etmez; güzel düşüncelerinden, kendisinden ve o güzel hayatına sığdırdığı onu takip eden bizlerin ilham aldığı öğretilerinden...


Oyuncu Anne ismiyle, çocuklarıyla oynadığı oyunları ve kendi hikayelerini aktararak; güç veren, kuvvet veren biri Şermin Çarkacı... 3 evlat büyütürken, 3'ten fazla kitap yazmış bir yazar aynı zamanda. Oyuncu Anne-Şermin Çarkacı. Bu sene keşfettiğim, yazar annelerden biri ve ileride bir yazar anne olmayı ne kadar çok istediğimden yana bana iç çektiren kişiliklerden biri. Kalemi hiç durmasın dediğim, takdir ettiğim kişiliklerden... Henüz yeni tanıdığım için çocuklarının isimlerini bilmiyorum, ama çok güzel yazdığını ve fikirlerinin güç verdiğinden yana hem fikir olduğum çok takipçisi var...


İki ünlü güçlü gördüğüm kadınlar da var ki; biri Nil Karaibrahimgil diğeri de Gülben Ergen, sanatçı ve yazar kişiliklerini konuşturan ve bunu insanlara yansıtırken pozitifliklerini de esirgemeyen güçlü kadınlardan onlar da... Takip edin derim bu saydıklarımı da, daha ne diyebilirim ki işte... :)


"Bir kadın güçlü olmalı yaa, helal olsun işte" dedirtiyor bana tüm buraya kadar bahsettiğim Sosyal Medyanın Güçlü Kadınları... Güçlü bir profil sergilemeye ve bu gücü birilerine yansıtma işini örnek de alıyorum belki de diyorum o sebeple. "Güçlüysem, birilerinin de güçlü olduğunu bilmemden bu dünyanın böyle güzelleşeceğine inandığımdan belki de" diyorum.

Bu konuda ilk örneğim annem elbette; benim hayatımın her anının en güçlü kadını ANNEM'DİR en başta. Hem kimin değildir ki? Güçlü bir karakter ve güçlü bir hayata sahipseniz, her defasında düşseniz de yeniden kalkabiliyorsanız bir şekilde ya annenizdendir ya da örnek aldığınız kişilerden. Benim her birinden örnek aldığım çok şey var. Hayatımdaki kadınlar, benim hayatımı şekillendirmeme yardımcı olan kişiler olmayı sürdürdü ve sürdürecek daima diye inanıyorum...

Bu yazımda bahsettiğim ve bahsedemediğim kadınların gücüne sığınarak, iyi ki varlar kadınlarımız demek istiyorum. Ve her birinden izin almadım hesaplarından bahsetmek için ama umarım bana kızmazlar onları not aldığım için, ben sadece sizler de takip edin ve bilin istedim; Sosyal Medyamın Güçlü Kadınları'ndan... :)

Sevgilerimle, okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Varolun, varolalım... 


28 Şubat 2017 Salı

Kadınlarımıza İnternette de Köstek Çok...


Tarihte Bugün; 28 Şubat

Birden bire çıkan bu yazımın sebebi; şu video oldu. Ankara'da çekilen günlük dizilerden biri olan Deniz Yıldızı adlı dizide, Gizem karakteri ile oynayan İlay Tiryaki Youtube'da kanal açmış. Kimbilir ne zaman açtı acaba derken, baktım ki 28 Aralık 2016'da açmış meğer Youtube kanalını. Ben daha yeni keşfettim ve bir Youtuber için en güzel dileklerimi sunmak isterim; içeriği, like'ları ve izleyenleri bol olsun inşallah. :)

İlay Tiryaki'yi ilk olarak Unutma Beni dizisinde rol alırken izlemiştim, aşk yaşadığı karakteri oynayan kişi ile ikisinin rollerini pek benimsemişsem de, çok kalmadan diziden ayrıldılar. Sonra Deniz Yıldızı dizisinin ekranda olduğu senelerde (Ağustos 2009-Ekim 2015), Gizem karakteri ile dizide severek takip ettiğim oyunculardan biri oldu birkaç dönem. En son da daha bu ay final yapan Umuda Kelepçe Vurulmaz adlı dizide rol almıştı...

Neyse ki Youtube sayesinde pek fazla doyamadığımız oyuncuları görür-tanır-daha iyi bilir olduk. İlay Tiryaki de böyle olacak anlaşılan... 28 Şubat'ın 8 Mart Kadınlar Gününün kutlanma sebebinin çıkış noktasını başlatması açısından, nasıl bir öneme sahip olduğunu, İlay Tiryaki bugüne dair başta eklediğim videoda çok iyi değinmiş. Emeğine sağlık... Yine de nedir o bilgiler der ve okumak da isterseniz; 8 Mart'ın kutlanma sebeplerini buradan da okuyabilirsiniz... Bu konu hakkında birkaç kez bende yazdığım için, şimdilik bu konuya bir kez daha girmek istemiyorum...


Bugün ortamlarda satarsın  adlı kanalını bulmuşken biraz inceleyip ve son olarak bugüne dair paylaştığı içeriğini de izleyip çıkacakken; tam da bugüne yakışır ve Şubat ayının son gününe göre bir yazı konusu olabilir dedim, biz kadınlara her alanda yapılan ağır eleştirilerin sosyal medyadaki boyutunu.. 


Daha bu hafta kadın haklarını savunan bir avukat'ın instagram sayfasını takip etmeye başlamıştım, Feyze Altun... Bugün o güzel hanımın da Tedx Talks'taki kadınların özgürlük alanlarına dair konuşmasının bir parçasını izleyip Twitter'ımda paylaşmıştım; ki burada ve konuşmasının tamamı da burada...

Bugün ne yazarak geri döneceğim bu bloğuma derken, karşıma çıkan bu kadar örnekten sonra bizden bahsetmeyip de neyden bahsedeceğim? diyerek başladım. Hadi Hayırlısı o zaman... :)

Kadınlarımız...

Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken, bizim yaşamlarımız üzerine iyileştirmeleri içeren tartışmaların maalesef ki her zaman bağıra bağıra yapılıp çözümlere kavuşulduğuna şahit olamıyoruz. Ama en çok Şubat ve Mart aylarında konuşuyoruz Kadınlarımızı... Daha da fazla konuşulmalı ve ön plana alınmalıyız. Sizler de görün, izlediklerimi izleyin istedim. Ve benim bu konuda, bazı hemcinslerime yakıştırmadığım birkaç hareket var söylemek istediğim;


  • Emeklerimiz hala ileri boyutta değer görmüyor belki ama bizler bir şeyler başarmaya çalışan örneklerimizi barındırıyoruz buralarda. Yılmadan işlemeye devam eden birçok kadın tanıdım bu sene ben Sosyal Medya hesaplarıyla varolmaya devam eden...

  • Kimi burada blogger, kimi Youtube'da vlogger, kimi Facebook'da kendi ilgilendiği ve "ben bunu yapıyorum sizin de öneriniz var mı?" diyerek iyi-kötü örnekleriyle bu yola çıkıp kendisine destek arayan ve kendi gibilerine destek olmaya çalışan güzel anneler, kimi de anne olamasak da çevremize kendimize bir şeyler katabileceğimize yüreklendiren İnstagram sayfalarında yaptıklarıyla hepimize güç vermeye çalışan kadınlarımızdı bunlar...


Ama İnternette de kadına köstek çok maalesef. Son zamanlarda iyi yorumlardan çok kötü yorumlar görüyor olmam, beni dahi rahatsız ediyor. Burada benim de toplumsal bir şeyler yazamamamın çıkış noktası, takip ettiğim güçlü durmaya çalışan kadınların hesaplarında gördüğüm iğreti yorumlar esasında. Güçlü durmaya çalışan internetteki kadınlarımıza bile saldırıda bulunanlar çok. Söylendiğinde, "Sende yap bakalım, eleştirmek kadar kolaymıymış burada yazmak yaptıklarını değerlendirmeye sunmak." dediğimizde cevap veremeseler bile hep eleştiriyorlar. Hiç akla gelmeyen noktalar ile zaten en akla gelen noktaları bile, en çirkin üslubuyla söyleyen yine kadınlarımız... Oysa en azından kadının kadına destek olduğunu her an her saniye görmek istiyoruz.




Eleştiri almak ve eleştiri yapmak en doğal hakkımız, eleştiriye karşı değilim. Ama siz çirkin üslubunuz ile konuya girdiğinizde, eleştiri değil hareket oluyor yorumunuz. Yapmayın hanımlar diye dalmak istiyorum konuya. "Her çirkin yorumda; yapamadığımız her güzelliği yapanlar bizim adımıza da yapıyor diye destek olmak gururlanmak varken, bir motivasyon eksikliği ile çökertmeyelim birbirimizi..." Diye çağrıda bulunmak istiyorum buradan da. Kendi çocuğu için, kendi hayatı için yaptığı güzellikler size de örnek olsun. "Şöyle olmasın, böyle olsun." deyin, ama akılsızlıkla veya daha da ileri boyuttaki hakaretlerinizle kötülük etmeyin birbirinize... Kadının kadına dost olması, erkeklerin de dünyadaki bizlere güzel bakıp biz kadınlara destek olmasını sağlamamız açısından çok önemli olmalı...



Bir de kadınlarımızın kadınları yerme durumu var. Kadının kadına yaptığı bu boyutta iken, erkekleri büyütenler de kadınlar iken, acaba burada yanlış yapılmıyor mu diyorum doğrusu... Geçen dönem Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi dersini alırken, yetiştirme tarzlarımızın bile ne kadar taraf tutucu olduğunu belirtiyordu maalesef. Geçmişten gelmiş böyle gidiyor demeden, düzeltmeye yönelen tarafların varlığını görelim. Ki bugünümüzde bu durumun değiştiğini birçok annede görüyor olmak çok güzel diyebiliyorum artık... Yenilikçi olmaya devam edelim...

Kadınlarımızda, nereye gitsem şöyle bir söz duyabiliyorum; "Biz kadınlar da az değiliz!" Bu ne demektir ya? Neye yönelerek biz bunu söylüyoruz. Erkekler için de "Erkek milleti değil mi?" diyoruz veyahut onlar bizlere "Kadın milleti değil mi?" diyor. Ne kadar zor bu dünya üzerinde bir cinsiyete dahil olmak. Bırakın kadın-erkek olmayı, insan mıyız acaba? ona bakın. Kadının kadına, erkeğin erkeğe destek çıkamadığı bir dünyayı neden mümkün kılıyoruz. Kadınlar kadınlarımızı yeriyoruz sürekli, "Biz Kadınlar da oturalım oturduğumuz yerde." diyor kimi. "Kadın kısmının o sokakta, o işte, o yerde, o konumda, ne işi var?" diye soruyor kimi. Değişim tek bir kişi ile başlar, katılım arttıkça o değişim yerel bir düzene oturur... Neden değişimi düzene oturtmuyoruz?


Şunları Yapmalıyız Bence, Değişim Önce Kendimizden Başlar Diyerek;

  • Biz kadınlar değişecek, birbirimize köstek olmayacağız önce.


  • Biz kadınlar kadınlarımızı kötülemeyeceğiz öncelikle. Kimin ne yaşadığını, nasıl acılarla başa çıktığını bilmeden veya bilsek de kötülemeyeceğiz.


  • Hepimiz hata yapıyoruz diyecek, hatalardan kendimize ders çıkaracak, hataları belirtecek ve destek olacağız ama onu bir topluma ait kılmayacağız.


  • Hatalardan döndüreceğiz birbirimizi. Ancak böyle düzelebilir kadın algısı, kendi içimizde de mümkün kılmalıyız kadınların mutlu olma ve bir topluma ait olma olgusunu...



Epeydir içimden gelen cümlelerin, 
acemice yorumlarımla buraya dökülmesinden bugünlük bu kadar... 

Aslında sizlere, sosyal medyada takip etmekten gurur duyduğum sosyal medya annelerimizden, genç kadın aktivistlerimizden, mutluluğu herkese ulaştırmak için uğraşan kadınlarımızdan, mutsuz da olsa mutsuzluğuyla baş edişini anlatanlar kadınlarımızdan ve gezemeyenlerin yerine gezip herkese yapabileceğini gösteren kadınlarımızdan bahsedecektim. Bunlar da başka bir yazıya olsun diyelim. Mart ayı, kadınların ayı gibi görülüyor ülkemizde. Bir ömür bizlerin olsun, kendimize vakit kılalım ve her birimiz mutlu olalım...

Bu yazımda hesaplarından alıntı yaptığım ve takip etmekten mutluluk duyduğum; İlay Tiryaki ve Feyza Altun'a da selamlar olsun...

Tüm okuyanlara, sevgilerimle. Sürç-ü lisan ettiysem affola, bu bloğumda yazmaya yeniden başlama yazım olsun bu da. 24 yaşındaki bir kadının gözlemlerine dayanarak yazdığı bir yazı deyin, mazur görün beni...

Sevgilerimle... :)