14 Kasım 2015 Cumartesi

Teröre Lanet!


Dün gece yatmadan önce İnstagram'daki paylaşımlara bakarken öğrendim Fransa'nın Paris kentinde yapılan terör saldırılarını. Artık aklım iyiden iyiye almıyor, hayatlarımız masum insanların "devletlerin kavgaları" sebebiyle yok oluşlarını izlemek ve acılarımızın dinmesi için dua etmek ile geçiyor birkaç senedir. Ve özellikle bu senelerde de arttı bu durum. Bu seneye gelince; kabus gibi bir seneyi bitirmemize 1,5 ay kaldı ve böyle bir senenin geleceğini kim bilebilirdi ki?? Bilsem ve girmeme şansım olsa bu yıla, bu hakkımı kullanırdım sanırım hepimiz adına... Yazıma devam etmeden önce, Fransa'da ölen insanların acısını paylaştığımı söylemek isterim. Ve Dünya üzerindeki terörü dindirebilecek kişilerin bir yerlerden çıkıp tüm insanlığı kurtarmasını diliyorum, hepimiz adına...



İnsanlık öldü yine ama ne yazık ki bugün itibariyle ve her ölünün sevinicisinin ve seçicisinin bol olduğu gibi bu olayda da "ohh olmuş" diyen boldu bugün. Ben kendim utandım onlar adına yine ne yazık ki... "Ölü Seçici" kalıbını bugün okuduğum bir twitte gördüm ve her olayın ardından içime sindiremediğim olguyu tanımlayan bir tanım oldu bu bugün...

Şöyle anlatayım, içimde kalmasın; olay olur ve "oh olmuş" der biri, dersiniz ki "çocuğu vardı" der ki "orada olmasaydı..." Dersiniz ki, "masumdu" der ki "müslüman değildi". Dersiniz ki "İNSAN ÖLDÜ İNSAN, ÖLDÜRÜLDÜ ÜSTELİK" "Oh olmuş, onların ülkesi bize şunu yaparken iyiydi..." Diyecek kelime bulamazsınız bundan sonra, insanlık denen şey ölmüştür çünkü o anda... İşte aynısı bugün de oldu tüm sosyal medyada, "Fransızlar ölmüş, oh olmuş" denildi.

Ben kaç senedir bu olguya anlam veremiyorum işte. Büyük konuşmak olarak görülmesin bu; "Allahım beni "oh olmuş" dedirtenlerden eylemesin." Diye dua ediyorum hep... Benim inancımda, benim dinimde; öldür yazmıyor. Benim dinimde "Oku" yazıyor. Benim dinimde "Zorlaştırmayın, Kolaylaştırın" deniliyor...

Neyedir uzağımızda olan ülkenin insanlarına bile duyduğumuz bu öfke ve nefretin sebebi? Terörün dini dili ırkı mezhebi olmaz kardeşlerim, ölümün de olmaz dini dili ırkı! Bu ülkede Hrant Dink öldü zamanında, "Amaaan Ermeni idi" denildi. Bu ülkede Mehmet Ali Birand öldü, "Amaan suç işlemiş zamanında" denildi. Bu ülkede Ayna grubunun üyelerinden Cemil Özeren öldü, "Amaan sende, içki içmiş de ölmüş. Oh olsun." denildi. Bu ülkede Levent Kırca öldü, Zeki Alasya öldü, "Amaan dinsizin  teki idi" denildi. Ve bunlar sadece şimdilik hatırladığım... Ölü seviciler ve ölü seçiciler dediklerim bunlar işte. Hepsine "oh olsun" dediler de, bir Allah affetsin veya rahmet eylesin demediler. Oysa Allahın işine karışılmaz denir bizim dinimizde, es geçtiler...


İnsanlık bu değil benim bildiğim. Benim bildiğim insanlık her birlik olunması gereken zamanda, çelme atılan bir kimsesiz artık... Benim bildiğim insanlık, fillerin tepişmesi ile ezilen çimenler konumunda artık... 

Söylemezsem olmazdı bunları bugün, içim doldu doldu taştı çünkü yine. Ülkemizde olan terörün yanında, bugün de anlam veremedim işte her şeye. Din uğruna öldürmek nedir ya? Hangi dinde var bu, ben benim dinime de başka bir dine de yakıştıramıyorum ki... Ben içime sığdıramadım bunları, biliyorum ki benim gibi içine sığdıramayanlar da var dün olanları ve bugün yazılanları...

Batı ve Doğu diye ayıranlar milletleri, "Bugün buna ağlıyorsunuz, ya dün neden Suriye ile Irak'a ağlamadınız?" diyorlar. Kimin cidden ağlayıp, kimin ağlamadığını bilemezsiniz ki. Müslüman'a üzülüp, hristiyan'a gülmek değildir insan olmak. Her ikisinin haksızlığında da susmamayı bilmektir.

Hep söylerim ya bunu, ne demiş Hz. Ali "Haksızlık karşısında susan dilsiz yalandır!" Allahım bizi insan olmaktan geri koymasın inşallah... 

4 Ağustos 2015 Salı

Demişim Ve Hala Diyorum Ki; Kırma...

Taslaklarımdan bir yazı bu; 27.06.2015'te yazdığım, yayınladım sandığım ama bugün taslaklarda baktığımda yayınlanmamış bulduğum. Çok baktım ama bulamadım yayınlanmış halini. Demek ki cidden unutmuşum. :) Günümüz Türkiye'sinde, öyle sinirli hallerdeyiz ki, birbirimizi kırmamamız dileğimle...


Bu resmi paylaşmamın amacı var elbette, kimin ibadeti kabul olur kimi olmaz, bunlar beni elbet ilgilendirmiyor. Ben kendi inancıma ve Allah ile aramda olan bağlantıma bakanlardanım daha çok. Ama şu var ki, bu zamana kadar hep; "Kırılayım ama ne olur kırmayayım Allahım" düşüncesinde oldum. Kırıldıysam da, kırdığım kadar canım acımadı bu zamana kadar yani... 

Facebookta gördüğümde bu resmi, direk kaydetme gereği duydum. Çünkü tam da bu zamanlar, bu cümle üzerine söyleyecek çok sözüm var. Ama çok söze de gerek yok aslında; kırdım da elbet zamanında ama isteyerek yaptığım sınırlı sayıda idi. Kırıldığım için hoş göremediğim zamanlardan... Kırmanın acısı daha fazla geliyor bana nedense. Kıran kişiyi affedemesek bile Allaha havale edebildiğimizden ama kırdığımızda kendimizi affettirmekte epey zorlanıyor olmamizdan olsa gerek sanırım...

Ama benim ve benim gibi düşünenlerin aksine, kendine birilerini kırmayı alışkanlık edinmiş ve üstesinden gelmek için de hiçbir çaba göstermemiş olanlara kırgınım bu sıra yine. Geçen haftalarda kırıldığım yerleri çok düşündüğüm, dil yarasının unutulması zor oluyormuş yine anladım bu hafta. Sık sık rüya görür oldum, çoğunu kalktığımda hatırladığım ama ayılınca unuttuğum... Sonrası ne mi oldu? 2 gün önce bir rüya gördüm, kırıldığım tüm noktalardan rüyamda yine kırılıyordum. Çok hırslanıyor, çok sinirleniyordum. Hırsımı çıkarmaya uğraşıyordum. Sonrası şöyle oldu; sabah uykumdan uyandım ve o günden beri unutmadığım rüyalarım arasına girdi. En azından bir süre unutamayacağımı biliyorum, epey etkili ve gerçekçiydi... 

Bu Cumartesi'ye değin de şunu diledim hep; Allahım sen bilerek veya bilmeyerek kırdıklarımız tarafından affedilmeyi ve kırıldığımız noktaları affetmeyi de nasip et bizlere. Bu durum o kadar önemli ki çünkü; 2 haftadır bunu düşünüyorum ve affediyorum sanırım. Etkisinden çıkamadığım bir rüyaydı, rüyamdan ötürü hala korkuyorum esasında. Allahım cümlemizin yardımcısı olsun; kırılsak da kırmamayı diliyorum bizler için... 

Kırılsak da, kırmadığımız ve bu durumun vicdanından kurtulabildiğimiz günler diliyorum bizlere. Sevgiler... :)

Not: başlangıçta yazdığım tarihteki gibi, kaymadan veya azalmadan taslaklardan çıkartıp yayınladım. Yazıda belirttiğim gunler, o tarihe göre yazılmış günlerdir. :)